AnasayfaÇalışma alanlarıÜyeliklerimYayınlar ve etkinliklerÇeviribilimsel kaynaklarYaşam ÖykülerimÖykülerimÇevirilerYazılarım

Genel:

Anasayfa

Duyurular

Fotoğraf köşesi

İletişim

Popüler bilim köşesi

Popüler linkler

Seminer köşesi

Site Haritası

Sosyal ağ

Şiir Köşesi

Öğrencilerden gelenler

Ziyaretçi defteri

Sevgili Dostlar ve Sevgili Çeviribilim Öğrencileri...

Burada yayınlanan metinler derste sunulan ödevler olabileceği gibi, öğrencilerin çevirmenlik mesleğine yönelik deneyimlerini yansıtan farklı metinler de olabilir. Sitede tüm çeviribilim öğrencilerinin yararlanacağı türden metinlere yer verilecektir. Tıp eğitimi için şöyle bir söylenti vardır, Tıp fakültesinden çok doktor çıkar, ancak arada bir de hekim yetişir. Kuşkusuz bu mezun veren bütün bölümler için geçerlidir. Çok sayıda mühendis, çok sayıda öğretmen mezun olur ilgili bölümlerden, ama bunların kaçı gerçekten bu mesleği layığıyla yapar bilinmez. Sistemde bu kimseler ya başka başka işlere yönelirler, ya da küreselleşen koşullarda bilgilerini en alt düzeyde tutarak bir şekilde bu mesleği yaparlar.

Aynı durum kuşkusuz Edebiyat Fakültesi mezunları için de geçerlidir. Kaç kişi layığıyla tarihçi, kaç kişi antropolog, düşünür, coğrafyacı olarak yaşamını sürdürebilir. Bazen de kendi istese de, koşullar buna izin vermez ve bu kimseler kendi meslekleriyle ilgili olmayan farklı farklı işlere yönelirler. Kuşkusuz üniversite eğitimin birincil görevi mesleğe insan yetiştirmekten daha çok, üniversite eğitimi alan kişinin ufkunu açmak, ona öğrenmeyi öğretmek ve kendini sürekli geliştirmesi için ona olanak sağlamaktır.

Akademik çeviribilim eğitiminde durum biraz daha farklıdır. Çeviribilim mezunları bu alanın disiplinlerarası olması ve çok sayıda disipline öyle ya da böyle uzanması ve kültürbilimlerini de kuşatması nedeniyle öteki bölüm öğrencilerinden daha şanslıdırlar. Aldıkları eğitim onların bir tür iletişim uzmanı olmaları için neredeyse sonsuz alana doğru önünü açar. Dahası bu kültür iki farklı dilin konuşulduğu iki farklı kültür alanını kuşatır. Kaldı ki Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin çift anadal ya da yandal almak gibi bir olanakları da bulunmaktadır. Öğrencilerimiz bu ayrıcalıklı eğitimin pek de ayrımında değildirler çoğu kez. Bunun nedenleri farklıdır.

Öğrenciler kendilerinin Tanrı vergisi bir akılla donanmış olduklarının ayrımına pek de varmadan, genelde orta ve lise eğitiminde ezbere bir sistemden geldikleri için yine ezbere başvururlar. Adeta korkarlar akıllarını kullanmaktan ve düşünmekten ve en önemlisi olayları örgüleyerek bağlantılar kurmaktan ve bilgi dağarcıklarını geliştirmekten. Öğrenme yöntemlerini özümsememiş, hatta hiç öğrenmemiş öğrencilerde bu yaklaşımları kırmak ve bu kısır döngüyü aşarak onların eğitime karşı tutumunu yeniden yapılandırmak ise son derece zordur. Kaldı ki, onların derslerden keyif almalarını sağlamak ancak onların bu tutumlarını değiştirmeleriyle olanaklıdır. Bilmezler ki, başta zorlansalar da, öğrendikçe, konunun içine girdikçe ve kendi ufuklarının açılmasına kendileri izin verdikçe eğitim hoşlarına gidecektir.

Öğrencilerin büyük bir kısmı dersi bir külfet olarak algılarlar her nedense. Oysa bu dört yıl belki de onların yaşamına armağan edilmiş en güzel ve en nadide ve ileride isteseler de geri dönemeyecekleri yılardır. Ancak öğrenciler ne yaparlar, sistem izin verdiği için alttan ve üstten aldıkları bir sürü dersin içinde yarım yamalak binbir derse girmeye çalışarak bu dört yılı altı yıla çıkarırlar ve zamanlarını heba ederek öyle ya da böyle sınırda bir not ortalamasıyla bu bölümlerden mezun olurlar.

Oysa onların amacı, dersleri doya doya yaşayarak ve derslerdeki konuların tenlerine değmesine izin vererek sonsuz, kendilerinin mutlu kılacak bir denize yelken açmak olmalıdır. Ancak buna yeltenseler dahi, yelkenliyi nasıl kullanacağını bilmedikleri için bu denizde kaybolurlar ve üniversitedeki yıllarını sadece ve sadece boğulmamak için çabalamakla geçirirler. Oysa deniz engindir, renk renk balkırır suyun yüzü ve dibi, binbir canlıyı içinde barındırır, onu anlayanlar için sonsuz zenginlikler sunan bir ortamdır. Bilgi emek ister. Emek verilmeden ise insan kendine yatırımda bulunamaz ve insanın en değerli varlığı kendisidir. İşte tam da bu nedenle üniversitede eğitim alma şansını yakalayan kişi, çevreden değer görmek ya da mutlu olmak istiyorsa kendine yatırımda bulunmak zorundadır.

Bu söylediklerim kuşkusuz bütün öğrenciler için geçerli değil, ancak yaklaşık çeyrek asırdır ders veriyorum ve ne yazıkki bu süreç süregeliyor. Arada bir de gerçekten eğitimden keyif alan öğrenciler çıkıyor karşıma ve beni sonsuz mutlandırıyorlar. Onların sayesinde eğitim vermek benim için de bir keyif oluyor.

1990'da işlevsel çeviri eğitimine yönelik eser veren yazar, çeviribilimci Ammann diyor ki, eğitim öğrencilerin talepleriyle şekillenir. Evet, işte bu ne istediğini bilen, bilgili ve ilgili "talepkâr öğrenciler" karşıma çıkınca benim motivasyonum artıyor ve dersi işlevsel ve canlı vermek için harcadığım çabaların yerini bulduğu için çok seviniyorum. Öğrencilerle etkileşim içinde yürütülen bir ders öğretim üyesi için büyük bir kazanımdır. İşte burada ileride "iletişim uzmanı" olacaklarına inandığım öğrencilerimin gönderdiklerini paylaşmak istiyorum sizlerle.

Gerekli çalışmaları yaparak ve Tanrı'nın onlara bağışladığı akıllarını kullanmaktan korkmayarak derslere katılan ve bu bilgileri günlük yaşamlarına da taşıyan bütün ilgili ve bilgili öğrencilere teşekkür ediyorum.

Sakine Eruz

Öğrencilerden gelenler

ÇAMÇ II DERSİNDE BİR ÖĞRENCİ SUNUMU
Graz´da Çeviri Eğitimi - Ingrid Lanser
ABGS GENÇ ÇEVİRMENLER YARIŞMASI
Bir Çeviribilim Öğrencisinin Gözünden: Avrupa 2010 ve Çeviri | ÇEVİRİBİLİM