AnasayfaÇalışma alanlarıÜyeliklerimYayınlar ve etkinliklerÇeviribilimsel kaynaklarYaşam ÖykülerimÖykülerimÇevirilerYazılarım

Genel:

Anasayfa

Duyurular

Fotoğraf köşesi

İletişim

Popüler bilim köşesi

Popüler linkler

Seminer köşesi

Site Haritası

Sosyal ağ

Şiir Köşesi

Öğrencilerden gelenler

Ziyaretçi defteri


Bir çelişkidir Boğazın Suları. Zeus Hera’dan gizli ilişki kurduğunda İo ile, sonra Hera’nın hışmından korkup onu saklayabilmek için bir ineğe çevirdiğinde, Hera ardından vızıldayarak uçturduğunda bir böceği, sokmak için ineği kaba etinden, inek geçivermiş ilkin Çanakkale sonra da İstanbul Boğazı’ndan. Acaba salt Çanakkale’den mi geçmiş, taa Olympos Dağı’ndan nasıl varmış İstanbul’a diye hep düşünürken, ansızın tarihçiler konuşuveriyor, bir zamanlar bütün boğazlara Almancada “İnek Geçidi” denilirmiş aslında. Yabancılar bizim kırk yıllık Boğazımızı böylece anar olmuşlar Bosphorus diye.

Boğaziçi’ndeyim altmışlı yıllarda, Bekledim de gelmedin, hiç mi beni sevmedin çalıyor pikaplardan mehtaplı gecelerde. Düğünler yapılıyor yalıların bahçelerinde. Bizler sandallarda, yakamozdan beşiklerde sallanıyoruz muttasıl. Bir yandan da su boşaltıyoruz, beşiğimiz bir ceviz kabuğu, içine su sızdıran. Üşüyoruz, kanyak içiyoruz, iliklerimiz ısınıyor. Serde gençlik var demiş şair, biz de de öyle, düşlere dalıyoruz, yanımızda mı sevgilimiz bilmiyoruz, ama öyle varsayıyoruz.

Çamlıca’nın dik yokuşundan aşağı kayıyoruz adeta, Çamlıca yolunda, aşığım kolumda, o benim sağımda, ben onun solunda, çınlıyor kulaklarımızda, mis gibi çam kokuyor; yokuş dik. Annemler bizi uyuyor sanıyorlar yalının yüksek tavanlı odalarından birinde.
Yalının çatısı akıyor, patır patır aşağıya iniyoruz kıvrılan trabzonlu esmer ahşaplı merdivenlerden, tam üç kat, aşağıdan bütün bakır kaplar yukarıya çıkıyor, yataklar itiliyor, üstünde kat kat yün, pamuk döşekler, ki ıslanmasın onlar. Kaplara şıp şıp damlıyor sular, önce; sonra akıyor minik şelaleler yükseklerden, yağmur dur durak bilmediğinde.

Çelişkili, çelişkili göz kırpıyor Boğazın suları, renginden ayırt edemiyorsun pisliği, güzelliği, kanallar akıyor içine, sonsuz yeşilliklerle nakışlı maviliklerin. Geceleri ışıldıyor sular gürültülü, görgüsüz, sayısız havai fişeği ile ateş bürüyor ayırt edilemeyen suları, muttasıl bakıyor duyarsız kişiler boş gözlerle doğal güzelliği boğan bu yapay güzelliğe. Kuşlar fırlıyor, konaklama alanları yok edilmiş kuşlar, havaya, yamaçlarda kalan insan eli değmemiş son ağaçlardan, bir bakıyorsun börtü böceğin tek sığınağı İo kalmış. Aslında İo da yok, biliyorsun!