AnasayfaÇalışma alanlarıÜyeliklerimYayınlar ve etkinliklerÇeviribilimsel kaynaklarYaşam ÖykülerimÖykülerimÇevirilerYazılarım

Genel:

Anasayfa

Duyurular

Fotoğraf köşesi

İletişim

Popüler bilim köşesi

Popüler linkler

Seminer köşesi

Site Haritası

Sosyal ağ

Şiir Köşesi

Öğrencilerden gelenler

Ziyaretçi defteri

Hukuk Çevirisi Nedir? Anketli Tadımlık Hukuk Çevirisi Semineri

Sevgili okurlar, sağolun ankette yanıt verdiğiniz için. Kimler ziyaret etti anketi tam bilemeyeceğim, ama çeviri bölümü öğrencilerinin çoğunlukta olduğunu tahmin edebiliyorum. Herkese hoş geldiniz diyorum. Şimdi sorulara ve soruların yanıtlarına biraz daha yakından bakmaya çalışalım. Burada yazdığım konular yazma aşamasında olduğum Hukuk Çevirisi kitabımdan alıntılanmıştır, alıntı yapacak arkadaşların siteyi kaynak göstermeleri önemle rica olunur.
Yanıtlarda kullandığım çeviribilimde yer etmiş bazı kavramlar bu bölümün sonunda açıklanacaktır.

Hukuk dili kendine özgü bir dildir. Uzmanlık dili genelde Avrupa dillerinden birebir ödünçleme ile kavramlar alınmıyorsa, gündelik dilden, başka bir deyişle konuşulan dilden yararlanarak oluşturulur. Ancak bu durumda ortak dilde belli bir anlama gelen kavramların anlamı dönüştürülür, o kavram artık gündelik kullanımda gönderme yaptığı alanı kapsamaz, hukuk alanına geçtiği için bambaşka bir anlama bürünebilir. Bunu küçük bir örnekte somutlaştırmaya çalışayım. "Nitelikli" kavramı her ne kadar Arapça kökenli olsa da gündelik dilde de kullanılan bir kavramdır, örneğin nitelikli (vasıflı) işçi gibi. Oysa hukukta "nitelikli suç" kavramı hukukta ağırlaştırıcı nedenler içerir ve bu suçu işleyene ağırlaştırıcı cezalar verilir.O nedenle hukuk çevirisinde gördüğünüz kavramları hukuksal bağlama yerleştirmediğiniz sürece çeviriniz çok büyük hatalara neden olabilir. Aynı durum veraset (miras) davalarında çıkartılan veraset ilamında (mirasın paylaştırılmasına yönelik yazılı mahkeme kararı) geçerlidir. Örneğin bu tür bir kararda davalı karşısında: Hasımsız diye yazar. Hasım gündelik dilde düşman anlamında da kullanılır. Oysa buradaki anlamı, karşı tarafın bulunmaması şeklindedir.

Burada bir konunun yanlış anlaşılmaması gerekmektedir. Eğitim sürecinde ne kadar yoğun hukuk ya da iktisat ya da herhangi başka bir alanda uygulamalı çeviri eğitimi verilmiş olursa olsun, öğrenci mezun olduktan sonra bu işi belli bir süre uzman çeviri hizmetleri veren iş yerlerinde, mutfağında da öğrenmek zorundadır. Çünkü iş yaşantısının dinamikleri okulun dinamiklerinden çok daha farklıdır. Gerçi derslerde senaryolarla çeviri işleri mümkün olduğu kadar gerçekçi bir platforma yerleştirilmeye çalışılır, yine de çevirmen adayı doğrudan bir çeviri işiyle yalnız kalmadığı sürece bu işlerin nasıl üstesinden geleceğini zor tahmin edebilir. Başka bir deyişle mezun olur olmaz çevirmen olunmaz, nasıl hukuktan, mühendislikten ya da öğretmenlikten mezun olur olmaz iyi bir hukukçu, mühendis ya da öğretmen olamazsanız ve mesleğinizde deneyime gereksinimiz varsa, bu çeviri için de geçerlidir. Eğitimde amaç öğrenciye bu alanda kendisini yetiştirebilecek sağlam bir temel vermektir. Kaldı ki deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim, öncelikle çok geniş bir kültür yelpazesi isteyen çeviri işinde dur durak bilmeden kendinizi geliştirmeniz gerekmektedir. Üç maymunun tersi bir tutum izleyerek gözünüz, kulağınız ve düşünceleriniz sürekli açık olmalıdır. Dahası dilinizi her iki kültürde de sürekli geliştirmeniz gerekmektedir.

Evet bu kısa girişten sonra gelelim sorularımızın yanıtlarına, ancak önce şunu belirtmeden geçemeyeceği, gözlemleyebildiğim kadarıyla İstanbul Üniversitesi, Almanca Mütercim Tercümanlık Anabilim Dalı Hukuk modülünü alan öğrencilerin katılımı daha yüksek, yoksa daha farklı sonuçlara ulaşmamız gerekiyordu. Tüm katılımcılara teşekkür ediyorum ve soruların yanıtlarına geçiyorum.

Sonuç: 1- Hukuk çevirisi yapabilmek için hukukçu olmak gerekiyor

Evet 13 (22.4%)
Hayır 42 (72.4%)
Bilmiyorum 3 (5.2%)


Verilen toplam oy sayısı: 58

Yanıt

Tabii, bütün uzmanlar çeviri yapmayı seviyorlarsa kendi alanlarında çeviri yapabilirler. Bu durum hukukçular için de geçerlidir. Onların en büyük avantajı bu alanda yeterince artalan bilgisi ile donanmış olmalarıdır, en büyük dezavantajları ise kendi alanlarından uzaklaşınca genelde dile yabancılaşmaları ve işlevsel karşılık bulmakta zorlanmalarıdır. Çeviribilimci Hans Hönig doksanlı yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde Çeviri Bölümü kurulurken İstanbul'a geldiğinde bir örnek vermişti bir uzmanın çeviri edincine yönelik. Bir makine mühendisi bir çeviri yapıyor, onun dağarcığında o anda geçen bir sözcüğün karşılığı belli, ancak bu sözcük başka bir bağlamda kullanıldığında bambaşka bir anlama bürünebiliyor, uzman bunun ayrımında değil. Evet, çeviri yapabilmek için öncelikle çeviri edinci gerekiyor, başka bir deyişle çevirmen neyi neden öyle yaptığını bilmek zorunda. Bu esnekliği de çeviri edinci, yöntemi ve çeviri kuramının uygulamaya konulmasıyla öğrenebilir. O nedenle hukuk çevirisi yapabilmek için hukukçu olmak gerekmez, bu alanda çeviri yapabilmek için birincil koşul çok iyi bir çeviri edinciyle donanmış olmak, ikinci koşul ise bu alanda çeviri yapmaya yetecek hukuk bilgisine sahip olmak, gerektiğinde danışabileceği uzmanları yakınında bulundurmaktır ve neyi nereden inceleyebileceğini bilmektir.
Çeviri edincinin ne olduğunu ise zaman bulursak başka bir ankette ele alacağız. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak isteyenler Mine Yazıcı ve Sakine Eruz'un kitaplarındaki ilgili yerlere bakabilirler ve Kurultay'ın bu sitenin çeviribilimsel kaynaklar bölümünde belirtilen 1997'de yayına hazırladığı kitaptaki makalesine başvurabilirler.
Tabiiki istisnalar kaideyi bozmaz, uzmanlar da çevirmen olmayı tercih edebilirler ve çok da iyi çevirmen olabilirler. Öte yandan belli bir alanda çeviri yapabilmek için o alanda yüksek öğretim görülmesi gerekli olsaydı, o zaman işimiz çok zordu, onlarca yıl okumak gerekiyordu ve bu işin sonu yoktu. Ancak, çevirmen mezun olduktan sonra belli alanlarda uzmanlaşabilir. Gerçi Türkiye koşullarında bu ne kadar doğrudur onun da sorgulanması gerekiyor. Düşünün iyi bir iş gelmiş, teknik çeviri, siz diyorsunuz ki, ben hukuk çevirisi yaparım, teknik çeviri yapamam. Ya da çevirmen bir kaç alanda uzmanlaşabilir ve kendi alanı dışında iş geldiğinde bu işi bu alanın uzmanı arkadaşlarına yönlendirebilir. Çünkü çeviride önemli bir unsur da, zamandır. Bilmediğiniz bir alanda çeviri yapmak sizin büyük zaman kaybetmenize neden olur. Müşteri ise bugün verdiği metni genelde hemen ister ve yazılı çeviri işinde doğrudan belge teslim ettiğiniz için bütün yanlışlar bir gün size büyük bir zarar olarak geri dönebilir.

Sonuç: 2- Hukuk hak demektir

Evet 27 (54.0%)
Hayır 23 (46.0%)
Bilmiyorum 0 (0.0%)


Verilen toplam oy sayısı: 50

Yanıt

Yok, çok üzgünüm, ama hukuk hiç bir şekilde hak demek değildir. Aslında hak ne demektir gibi bir soruyu da sormak gerekiyor. Çünkü bana göre hak olan bir olgu, başka birine göre hak olmayabilir. Hak genel bir mantık ve sağduyuya göre hak olabilmektedir, başka bir deyişle toplumsal koşullar "hak"kın ne olduğunu belirleyebilir, bir de bireye göre değişen bir hak kavramı vardır. Örneğin ataerkil bir toplumda kız çocuklarının okula gönderilmemesini bir baba hak olarak kabul edebilir. İşte tam da bu süreçte hukuk devreye girebilir. Hukuksal düzenlemelerle kız çocuklarının da okula gitmesi öngörülür. Mamafih hukuksal düzenlemeler uygulama aşamasında kemikleşmiş gelenek ve göreneklere dayanarak uygulamaya alınmayabilir. Sonuç olarak hukuk hak demek değildir, aslında hak da hak demek değildir, çünkü hak mutlak olamaz ve kişiye göre farklılaşır. Hukuk uzmanlar tarafından toplumsal düzenin korunması için öngörülen düzenlemeler bütünüdür. Hukuk muhakkak yazılı ve kabul görmüş olmalıdır. Örneğin işlenen bir suçun karşılığı hukukta tespit edilmemişse, bu eylem suç teşkil etmez. Ya da herhangi bir konuda hukuki bir düzenleme yoksa, yine bu konu uygulamaya konamaz. Hukukla hak alınabilir de, alınamayabilir de. Taraflardan birine hak hukuki düzenlemelere göre verilse dahi, dava o denli uzun sürebilir ki, sonunda hak talep eden taraf hakkını alamadan vefat edebilir. Başka bir deyişle hukuk sadece belli bir toplum için oluşturulmuş yasal düzenlemelerin genellikle avukat diye nitelendirilen bir aracı ile uygulanmaya alındığı bir süreçtir.

Sonuç: 3- Hukuk metni kültürel yoğunluk içeren bir metin türüdür

Evet 32 (66.7%)
Hayır 15 (31.3%)
Bilmiyorum 1 (2.1%)


Verilen toplam oy sayısı: 48

Yanıt

Evet, öyledir. Yapacak bir şey yoktur. Yüzyıllardan bu yana süregiden gelenekler bu metinlere yansımıştır. Hukuk metinlerinin işlevi düzeni koruma olduğuna göre, bu metinler de düzene korumak üzere oluşturulan metinlerdir. Burada tabii düzen kavramının da sorgulanması gerek, Türkiye'nin düzeni farklıdır, Almanya'nın düzeni farklıdır, Doğu'daki herhangi bir ülkenin düzeni yine farklıdır ve her bir ülkede yasalar bu o ülkeye özgül düzeni korumak üzere oluşturulur.
Derste verdiğim bir örnekten yola çıkarak kültürel yoğunluğu açıklamak belki olanaklıdır. Örneğin nüfus cüzdanı metni bu özelliği açıklamak için ideal bir metindir. Her nedense Türkiye'de kadınlara yavruağzı, erkeklere mavi kimlikler çıkarılır. Bu tür bir uygulamaya en azından Batı'da ve Hindistan'da dahi rastlamak olanaklı değildir. Bu Türk kültürünün ve belki de Türk pratik zekasının bir tür yansımasıdır. Hemen devam edelim nüfus cüzdanını incelemeye, bir yerde baba adı, ana adı demektedir. Örneğin bu bilgilere bir Alman kimliğinde rastlayamazsınız, bir Alman'ı o kişinin ana ve baba adı hiç mi hiç ilgilendirmez, ilgilendirse, ilgilendirse kimlik sahibinin doğduğunda aldığı soyad ilgilendirir. Nüfus cüzdanının arkasını çevirdiğimiz zaman ise ilginç bir metin dizilişi ile karşılaşırız, metin okumak için kimliği bir yatay ve bir dikey tutmamız gerekir. Nüfusta kayıtlı olduğu yer, sonra, il, ilçe diye devam eder ve kadın evlendiğinde belki de hiç görmediği bir yere, kocasının nüfusunun bulunduğu ile geçiverir. Neden baba adı yazmaktadır acaba bu kimlikte. Türkiye Cumhuriyeti 1928'te soyadı kanununu almıştır, o tarihe kadar şunun oğlu, şunun kızı olarak anılmaktadır bireyler. Bu yüzyıllar süren Osmanlı Devleti kültürünün bir yansımasıdır. Dahası farklı hukuk metinlerinde kullanılan dil de Osmanlı Türkçesi'ne gönderme yapar ve Türkçede hukuk dile Arapça tamlamalarla kurgulanmıştır. Ayrıca sözdizim de günümüz Türkçesine pek uymayan ilginç bir sözdizimdir. Öte yandan hukuk alanındaki uzmanlık dili bu şekilde yüzyıllar boyu oluşmuş bir dildir ve her ne kadar Avrupa Birliği Uyum Yasaları kapsamında güncelleştirilmeye çalışılsa da öyle kısa vadede değiştirilmesi olanaklı değildir. Kaldı ki uzmanlık dilinin oluşmasında kullanılan araçlar gündelik dildir, uzmanlık dilinin gündelik dilden ödünç aldığı sözcüklere farklı anlamlar yükleyerek kullanır ve kendine özgü bir söz dizimi bulunur. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için krş. Eruz 2000 (Doktora çalışması)

Sonuç: 4- Hukuk metinlerinin özelliğini bilmeden işlevsel çeviri yapılamaz

Evet 46 (93.9%)
Hayır 0 (0.0%)
Bilmiyorum 3 (6.1%)


Verilen toplam oy sayısı: 49

Yanıt

Belki önce "işlevsel çeviri" nedir sorusuna bir yanıt bulmak gerekiyor. İşlevsel çeviri işlevsel çeviri yaklaşımlarına göre oluşturulan çeviridir. Ancak çeviri edincine sahip akademik çeviri eğitimi almamış çevirmenler bu kuramı bilmedikleri için işlevsel çeviri yapamaz diye bir kural kesinlikle yoktur. Çeviri kuramını bilmek çeviriyi yaparken daha rahat olmayı ve sırtını sağlama dayamayı, karar verirken işlevsel çeviri kararları verildiği için ikilemde kalmamayı beraberinde getirir.
İşlevsel çeviri yapabilmek için çeviri edincine sahip olmak gerekmektedir, yoksa çeviriniz bir kerelik işler ve yöntem kazanmadığınız için ezber olan bilginiz bir dereceden sonra tıkınacaktır. Tam da bu nedenle hukuk metni çevirisi yapan çevirmenin öncelikle çeviri edinci kapsamında gerekli hukuk bilgisine de sahip olması yanında, çeviri edincinden yola çıkarak araştırma yöntemlerini bilmesi gerekmektedir. Çevirmen neyi nerede araştıracağını bilen kimsedir. Ayrıca çevirisinin yaptığı metnin amacını da çok az bir yanılma payı ile tahmin etmesi gerekmektedir, ki çevirisinde öncelikle hangi noktaların çok önemli olduğunu kavrayabilsin. O nedenle hukuk metinlerinin özelliğini bilmeden çeviri yapmak son derece tehlikelidir, kaldı ki hukuk metinleri bağlayıcı özellikleriyle çevirmeni de zor durumda bırakabilecek türden metinlerdir. Bir sonraki bölümlerde hukuk metinlerinin özellikleri belirtilecektir. Ben şahsen hiç bir çevirmene hukuk metninin mahiyetini bilmeden bu metinleri çevirmesini önermem. Bu tür bir çeviri ancak cahil cesaretiyle ya da koşullar çok zorladağı için kaynak metni anlamadan yapılmak zorunda kalınan bir çeviridir ve genellikle bir kez başarılı olsa dahi uzun sürede bu koşullarda yapılan çeviriler işlemeyecektir.

Sonuç: 5- Fizik, Kimya, Bilgisayar metni gibi herhangi bir uzmanlık metni

Evet 27 (67.5%)
Hayır 13 (32.5%)
Bilmiyorum 0 (0.0%)


Verilen toplam oy sayısı: 40

Yanıt

Hukuk metni bu sayılar metinler gibi bir uzmanlık metni değildir. Örneğin fizik, kimya ya da bilgisayar metinleri yoğun uzmanlık kavramı içeren, küreselleşen dünyada her uzmanın anladığı türde, küresel bir kültüre sahip metinlerdir. Oysa hukuk metinleri içinde yeşerdikleri kültürlerden beslenirler, o kültürler bu metinleri şekillendirir. Hukuk toplumsal bir olgudur, içinde yeşerdiği toplumu düzenlemek için yine o toplumun üyeleri tarafından yapılmış düzenleme bütünüdür hukuk. O nedenle her ne kadar kültürlerüstü düzenlemeler olsa da, hukuk kültürü içinde oluştuğu toplumun kültürüyle yoğrulmuştur. Bu nedenle hukuk metnini işlevsel anlamlandırabilmek için tarih ve toplum bilgisine de gerektiği kadar sahip olmak gereklidir. Hukuk metni buz dağının görünen kısmıdır, ancak satırlar arasında suyun altında kalan kısmını bilmezseniz, buz dağının ebadı hakkında bir fikir sahibi olamazsınız.

Sonuç: 6- Hukuk kavramları Latinceden alınmıştır

Evet 18 (40.0%)
Hayır 24 (53.3%)
Bilmiyorum 3 (6.7%)


Verilen toplam oy sayısı: 45

Yanıt

Yok, öyle bir şey. Bu tıp metinleri için - o da bir dereceye kadar - geçerli olabilir. Batı'da Latince tıp biliminin temelini oluşturur. Doğu'da bilim dili Arapçadır, Batı'da ise Latincedir neredeyse yirminci yüzyılın başlarına değin. Bu nedenle öncelikle tıpta uzmanlık dilinde çok sayıda Latince kökenli sözcük vardır. Ancak bu da son yıllarda değişmektedir, Batı'da da İngilizce kökenli sözcükler tercih edilmektedir. Hukuk'ta Batı'da Roma Hukuku olgusundan da yola çıkarak Latince kavramlara başvurulabilir. Ancak Türkiye'de böyle bir durum mevzubahis değildir.

Sonuç: 7- Hukuk kavramları Arapçadan alınmıştır

Evet 23 (51.1%)
Hayır 19 (42.2%)
Bilmiyorum 3 (6.7%)


Verilen toplam oy sayısı: 45

Yanıt

Evet, yapacak hiç bir şey yoktur, genel hatlarıyla öyledir, ama yine de hukuk dilini anlamak için Arapça öğrenmeye gerek yoktur. Arapça kavramlar Türkçe hukuk dili içinde yerelleşmiş ve hukuk dili olarak kabul görmüş kavramlardır. Osmanlı'da Tanzimat Fermanı'nın ilanına değin (1839) eğitim medreselerde yapılmaktaydı. Eğitimin dili Batı'da Latince, Osmanlı Devleti'nde ise Arapçaydı. İlk Osmanlı Medeni Kanunu Mecelle'dir. "Akademik bir kurul niteliğini taşıyan 1851 – 1862 yılları arasında çalışan Encümen-i Dâniş eğitim reformu çerçevesinde bir çok yapıtın çevrilmesini ve yeni yapıtların kaleme alınmasını sağladı. Ceza, hukuk ve ticaret alanında yasalar Fransızca yasalardan yola çıkılarak yeniden düzenlendi. Çok geniş bir alana yayılan Osmanlı Devleti’nde hukuki karmaşanın önüne geçebilmek için bütünsel bir Medeni Kanun gerekmekteydi. Cevdet Paşa başkanlığında kurulan bir heyet uzun yıllar yaptığı çalışmalar sonucunda 1877’de Mecelle diye adlandırılan ilk ‘Medeni Kanun’un tüm kitaplarını derledi. Mecelle 1926’ya değin Türkiye’de uygulanan önemli bir kanun kitabıdır. 1877’de Askeri okullar açılması ve Tanzimatın ilanıyla Osmanlı idari teşkilatının yeniden yapılandırılması hızlandırıldı." (krş. Eruz 2010: 103)
Osmanlı Devleti'nin bilim dili Arapça Türkçede hukuk kavramlarını da şekillendirmiştir. Son yıllarda öncelikle değiştirilen Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (2004), Ceza Yasası (2004), Medeni Yasa (2001) ve Avrupa Birliği Uyum Yasalarına yönelik yapılan çalışmalara karşın hukuk metninde Arapça tamlamalar ve sözdizimsel zorlamalar bulunmaktadır. Türk hukuk metinlerinin dili bu şekilde oluşmuş bir uzmanlık dilidir.

Sonuç: 8- İçinde oluştuğu kültürün yansıdığı bir metin türü

Evet 30 (76.9%)
Hayır 8 (20.5%)
Bilmiyorum 1 (2.6%)


Verilen toplam oy sayısı: 39

Yanıt

(bkz. 3. sorunun yanıtı)

Sonuç: 9- Zincirleme, tetikleyici işlevi vardır

Evet 33 (91.7%)
Hayır 1 (2.8%)
Bilmiyorum 2 (5.6%)


Verilen toplam oy sayısı: 36

2000'de basılan doktora çalışmamda hukuk metinlerinin özellikleri dizgeselleştirilmiştir. Bu bağlamda hukuk metinlerinin öncelikle çevri sürecini dikkate alınca en önemli işlevi tetikleyici işlevidir. Çevirmen çevirisini yaparken bunun farkında olması gerekir. Ne demektir tetikleyici işlev. Hukuk metinlerinin doğasında yatan bir özelliktir bu işlev. Hukuk metinlerinin düzenleyici özelliklerinden ötürü her bir hukuk metni, başka bir işlemi tetikler. Örneğin muhtardan aldığınız bir ikametğâh belgesi, sizin bir öğrenci olarak okul ya da üniversiteye kayıt yaptırmanızı sağlar. Ya da bir boşanma ilamı nüfus kütüğüne "bekar" olarak kayıt etmenizi tetikleyecektir. Bunu sonsuz örnek vermek olanaklıdır. Tetikleyici bu işlev tek bir kültürde işleme giren hukuk metinleri için çok önemli bir özelliktir.
Çevriye konusuna gelince, bu kez bu metinler iki farklı kültür içinde yaşamını sürdürmek zorundadırlar. Örneğin Türkiye'den alınan bir ikametğâh belgesinin çevirisiyle Almanya'da yaşayan bir kişi burada çocukları ya da bakıma muhtaç olan annesi ve babasının yaşadığını belgeleyebilecektir. Ya da kesinleşmiş bir boşanma ilamının çevirisiyle Almanya'da Nikah ve Nüfus Dairesine yeniden evlenmek için başvuruda bulunacaktır.
Çevirmen bu işlevi bilmezse bu süreçte çok önemli olan yerleri yeterince dikkat etmeden çevirirse, metnin tetikleyici işlevi ortadan kalkar. Örneğin ikametğâh belgesinde muhtarın mührünü belirtmek zorundadır, ki ancak bu durumda belge geçerlilik kazanır, ya da ikamet edilen yeri doğru yazmak zorundadır, yine de duruma göre, belgenin tetikleyici işlevini tehlikeye düşürecekse, Türkçe karakterler kullanmamayı tercih edebilir ya da ona göre bir dipnot düşebilir. Boşanma ilamında ise kesinleşme şerhini çevirmeyi Almancaya işlevsel bir şekilde çevirmediği takdirde Almanya'da evlenmek isteyen kişi evlenemez ve tüm belgeyi yeniden çevirtmek zorunda kalabilir. Bu süreçte ad ve soyad ve bununla ilgili yerlerde kaynak belgede bir sorun varsa, çevirmen belge sahibini de uyarmak zorundadır, ki çeviri hukuk metinlerinin tetikleyici işlevini yerine getirebilsin.

Sonuç: 10- Hukuk metinleri katmanlıdır

Evet 38 (95.0%)
Hayır 1 (2.5%)
Bilmiyorum 1 (2.5%)


Verilen toplam oy sayısı: 40

Yanıt

Sevgili öğrencilerimi kutluyorum, % 95'i bilmişler, oysa bu konuları işlemeden bu kavramı anlamaları bile olanaksızdır. Metinde katmanlılık ne demek? Aslında tüm metinler öyle ya da böyle görünür, ya da görünmez katmanlılıkla karşımıza çıkar, ama biz, metin son katmanıyla elimize geçtiği için bunun pek de ayrımına varmayız. Örneğin bir romanın okula ulaşabilmesi için ne kadar çok aşamaya gereksinim vardır, roman katman katman düzeltilir son haline gelmeden önce. Bu söylediklerim bütün çeviriler için de geçerlidir. Ancak bir metin türü vardır ki, işte bu metin türü katmanlılıktan nasibini almış bir metin türüdür. Katmanlılık hukuk metinlerinin doğasında vardır. Nüfus cüzdanından bir örnek verelim, ilk katman matbu basılmış ve bir yerde üstünün doldurulmasını bekleyen katmandır. Bu katman tüm Türkiye'de sabittir artık ve belli düzenlemelere göre basılır. Nüfus cüzdanı konu olunca rengi dahi katmanlara dahil edebiliriz aslında. Kadınlarda yavruağzı gibi bir renk, erkeklerde mavi. Evet, çok da ayrıntıya girmeden devam edelim. İkinci katman kişiye özel doldurulan bilgilerdir. Son katman da genelde ıslak resmi imza ve mührün bulunduğu katmandır. Fotoğraf ve soğuk damga da son katmanlardan sayılabilir. Mahkeme ilamlarında da durum böyledir. Son katman kararın kesinleştiğini belirten katmandır ve bu katman özgün olmadan çeviri de geçerli değildir. Katmanlar ya nüfus cüzdanında olduğu gibi ilk katman hariç bir kaç dakika arayla doldurulur ya da genelde mahkeme ilamlarındaki kesinleşme şerhinde olduğu gibi bir iki hafta arayla belgeye işlenir. Çevirmen hukuk metninin katmanlı olduğunu bilmediği zaman karşısına bazen de karmakarışık gelen bu belgeleri erek dile aktarırken sıralamasının nasıl olacağını bilemez ve kaynak dildeki belgeyi erek dile dizgesel olmayan ve işlemeyen bir çeviri olarak aktarır. Hukuk metinlerinin bu özelliğini bilmek için de çeviri edinci ve hukuk metni bilgisi gereklidir.

Sonuç: 11- Hukuk metinlerinin grupsallık özelliği bulunur

Evet 35 (87.5%)
Hayır 2 (5.0%)
Bilmiyorum 3 (7.5%)


Verilen toplam oy sayısı: 40

Yanıt

Evet, hukuk metinleriyle toplu halde karşılaşırsınız. Örneğin Almanya'da bir üniversiteye mi kayıt yaptıracaksınız. Üniversiteye girmeye hak kazandığınıza dair belge, Lise Diplomanız, eğer Türkiye'de bir bölüme devam ediyorsanız öğrenci belgesi, anne babanızın size bakacağına yönelik verdiği taahhütname gibi belgeler birarada bulunur. Başka bir deyişle bu belgeler çevirmene tek tek de gelseler, kesinlikle devamı da ya başka bir çevirmen ya da ileride sizin tarafınızdan çevrilecektir. Bu nedenle yapacağınız ufacık bir yanlış belgenin erek ülkede işlememesine neden olabilir, çünkü verileceği mercii bu belgeyi öteki belgelerle karşılaştıracak ve öteki belgelerde aynı bilgilere rastlamadığında yeniden çevrilmesini isteyecektir.

Sonuç: 12- Hukuk metinleri kapsayıcı bir metin türüdür

Evet 62 (93.9%)
Hayır 2 (3.0%)
Bilmiyorum 2 (3.0%)


Verilen toplam oy sayısı: 66

Yanıt

Hukuk metinlerini belki de öteki metinlerden ayıran en önemli özelliklerden biri budur. Her metin hukuki düzenlemelerin kapsama alanına girdiği anda hukuk belgesi muamelesine tabiidir. Örneğin bir tıbbi rapor, bir aşk mektubu, telif hakları ihtilafları sürecinde yazınsal bir metin v.b. farklı metin türleri. Öte yandan hukuk metinleri düzenleyici özellikleri nedeniyle şirketlere de uzanır, bu bağlamda iktisat metni gibi görülen şirket yazışmaları, şirket ana sözleşmeleri, sene sonu bilançoları vb. belgeler aslında hukuk metinleridir. Her türlü metin hukuk metni olabilir, bu metinler hukuk metninin kapsama alanına girdiği anda da hukuk metni muamelesine tabii olmayı bekler, çevirmen bu bilinçle çeviri yapamazsa bu metinler erek ülkede hukuk metni olarak işleme girmez ve geri döner. Bu geri dönüş kısa vadede hissedilmez, müşteri başka bir çevirmene gider ve yeniden yaptırır, ama uzun vadede çevirmen müşterisini kaybeder.

Yapılan her yanlış çeviri bir daha iş almanızın zorlaşmasına, hem müşteri hem çevirmen hem işveren için zaman kaybına ve ekonomik bir kayba neden olur ve çevirmene uzun vadede büyük bir zarar olarak geri döner.

İzninizle bir sonsöz ekleyeyim, 2004 yılında ansızın kaybettiğimiz Germersheim Çeviribilim Bölümü (Mainz Gutenberg Üniversitesi) öğretim üyelerinden Hans Hönig der ki : "Çeviri çeviri yapılarak öğrenilemez!" Gerçi bu son derece doğru bir tespittir, çünkü yöntem ve çeviri edinci kazanmadan ya da deneme yanılma yöntemiyle yapılan çeviriler zaman kaybın neden olur, ancak yukarıda söylenenlerin çeviri uygulamalara yansıtmadığınız sürece sanmayın ki, çeviri yapabilirsiniz. Başka bir deyişle kuram ve yöntem bilinçli bir şekilde uygulamalarda desteklenmeli ve bu iki alan dengeli bir şekilde biraraya getirilmelidir.

Duyar gibi oluyorum, kuramın bana faydası ne dediğinizi, hiç de öyle değil, ben de kuramı bilmeden atıldım çevirmenlik serüvenine, çünkü o yıllarda çeviri bölümleri yoktu. Ancak şunu da söylemek gerek, ben şanslıydım, Alman ve Türk kültürünü Almanya ve Türkiye'de edinmiş ve iyi bir eğitim almıştım. Yine de çevirmenlik yaşantımın öncelikle ilk bir yılı zaman zaman kabus gibi geçti dersem yalan olmaz. Çeviri edincine sahip olmadığım için nasıl karar vereceğimi bilemiyordum, sürekli ikilem içindeydim. Bu süreci donanıma ve bu donanımla oluşan sağduyuma dayanarak zaman zaman da deneme yanılma yöntemiyle geçirdim. Ancak bir çeviri eğitimi almış olsaydım, bu dolambaçlı yoldan geçmeme gerek kalmayacaktı. Aslında şunu da eklemem gerek, çevirmenlik mesleğine başlamadan önce bir yıl Başkonsolosun sekreteri ve çevirmeni olarak görev yaptım. Maaşım son derece düşüktü, ancak konsolosluk benim için bir tür staj gibiydi. Sonuçta iyi bir çevirmen olarak karar verebilmem için üç senelik bir süre gerekti. Türkiye'ye döndükten ve akademisyen olarak çeviri üzerine çalışmalara başladığımda da yöntem ve çeviribilimsel yaklaşımları daha önce bilmiş olsaydım, işleri ne kadar daha rahat yürütebileceğimi gördüm. Geriye dönüp baktığımda biraz üzülüyorum, ilkten çevirmenlik eğitimi alsaydım daha çabuk ilerler ve ilk üç yıl daha rahat çalışabilirdim. Öte yandan bir kaç bölümde eğitim aldığım için de dersleri daha bilinçli verdiğimi itiraf etmek zorundayım. Olay örgülerine bir kaç pencereden bakabiliyorum, bu yaptığım çeviriler için de geçerli.

Çeviribilim bölümlerinin kurulmasıyla öğrenciler bütün bu olanaklardan en kestirme yoldan giderek yararlanabiliyorlar, ancak hiç bir zaman unutmamalı ki kuram da yöntem de uygulamayla beslenmediği sürece çeviri edincini kazanmak da o denli zordur. Belki de çeviri eğitimini edebiyat eğitiminden ayıran en önemli öğelerden biri de budur. Çevirmen hem kuram, hem yöntem bilmek ve çeviri yapmak zorundadır, oysa bir edebiyatçı roman yazmak zorunda değildir. Çeviri kuramı ve çeviri eğitiminde edinilen yöntem çevirmenin sırtını sağlam bir duvara dayamasına olanak sağlayan olgulardır.

Çevirmen neyi ne zaman yapabileceğinin ya da yapamayacağının ve metnin işlemesi için kendine de zarar vermeden en kestirme yoldan hangi kararları almasının gerekli olduğunun farkında olan bir tür iletişim uzmanıdır/mühendisidir.

Hukuk çevirisi konusunda ayrıntılı bilgiye ulaşmak isteyen dostlara 2000'de Rektörlük Yayını olarak yayımlanan "Çeviride ve Çeviri Eğitimi'nde Koşut Metinler" başlıklı kitabımı almalarını öneririm. Kitap sadece Edebiyat Fakültesi Ayniyat bölümünde satılmaktadır. Kitaba yönelik kısa bir özet sitenin çeviribilimsel kitaplar bölümünde verilmiştir.
Aşağıda açıklanmasında yarar görülen bazı çeviribilimsel kavramlar ve hukuk kavramları belirtilmiştir.

çeviri edinci Çeviri yapmayı gerektiren üst bakışı kazanmak, çeviri edinci çok sayıda alt edinci de kapsar, örneğin araştırma yapma edinci, yazılı metin oluşturma edinci, kaynak metni işlevsel algılama , erek metni oluşturma edinci ve ilgili dalda çeviri yapabilmek için gerekli uzmanlık edinci gibi
işlevsel çeviri Seksenli yıllarda işlevsel çeviri kuramları oluşmaya başlamıştır (Holmes, Toury, Holz Männtärri, Vermeer, Reiss vd.). Bu yaklaşıma göre çevirinin işlevsel olması gerekmektedir. İşlevsel çeviri çevirinin içinde bulunduğu koşullara göre oluşturulan bir çeviridir. Örneğin bir mahkeme ilamını (yazılı mahkeme kararı) çevirmen sanığa ya da müvekkile farklı çevirir, ilgili öteki kültürdeki avukata farklı çevirir, doğrudan öteki kültürün mahkemesine ibraz edilecekse (verilecekse) farklı çevirir. İşlevsel çeviri yapmak için çevirmenin sürekli sorumluklarını yüklendiği kararlar alması gerekmektedir, bunun için de ön koşul çevirmenin çeviri edincine sahip olmasıdır. Bu edebiyat da dahil bütün alanla için geçerlidir. Örneğin edebiyat çevirisinde yayınevi kaynak odaklı bir çeviri istiyorsa ve çevirmen de kararını bu yönde kullanmışsa o zaman erek metin yabancılaştırma unsurları da içerebilir. Ancak kitabın Türk okurlar tarafından keyifle okunması isteniyorsa çevirmen bilinçli bir şekilde erek odaklı bir yaklaşım sergileyebilir.
işleyen çeviri işlevsel çeviri aslında işleyen bir çeviridir. Çevirinin amacı neyse o amaca hizmet etmesi onu işler kılar. Yukarıdaki örnekte verilen kaynak odaklı bir çeviri de her ne kadar kitap iyi satılmasa da işleyen çevri olarak nitelendirilebilir, çünkü yayınevinin ve çevirmenin amacı bu şekilde bir çeviri yapmaktır. Öncelikle hukuk metinleri derhal ilgili mercilere ibraz edildikleri için bu alanda işleyen çeviri yapılması son derece önemlidir, aksi takdirde metin geri döner, ve başka bir çevirmene verilir. Bu da maddi kayıp yanında o çevirmenin bir daha iş alamamasına neden olur. O nedenle hukuk çevirisi yapan çevirmen metnin nereye gideceğini ve nereye ibraz edileceğini çok az bir yanılma payı ile bilmesi gereken çevirmendir.
farkındalık Çeviride farkındalık çok önemlidir. Ancak farkındalık kendiliğinden oluşan doğuştan gelen bir özellik değildir. Farkındalık eğitimle gelişir, çeviri edinci bulunan kişi farkında olan bir kişidir. Uzman çevirmen neyi, neden böyle yaptığının ve neden tam da bu çeviri kararını aldığının farkında olan kişidir. Aslında bütün üniversite ve yaşam eğitimi farkındalığa yönelik bir duyarlılık kazanmak üzerine kuruludur; mamafih Türkiye'deki eğitim sisteminin de katkısıyla öğrencilerde bu yeti ne yazıkki gün geçtikçe körelmektedir, tam da bu nedenle üniversitelerde metin oluştururken bağlantı kurup sebep sonuç ilişkilerini sağlıklı değerlendirebilen öğrenci sayıları da gittikçe düşmektedir. O nedenle sınav kağıtlarına upuzun metin yazan öğrenciler kırık aldıklarında şaşırmaktadırlar ve gerekçe olarak ben her şeyi ezberledim yazdım diyebilmektedirler. Evet, belki öğrenciye göre sınavdan bir kaç gün önce ezberlediği her şey vardır, ama bu kağıtlarda sorunun yanıtı, dolayısıyla hiç bir şey yoktur. Oysa ben öğrencilerin akıllı ve zeki olduklarını biliyorum, yeter ki kendi akıl ve zekalarına güvenmeyi yeniden öğrensinler ve kendi kendilerinden korkmasınlar.
ilam yazılı mahkeme kararı
veraset miras davası (konsolosluklarda tereke bölümü diye geçer)


Yolunuzun dupduru ve apaçık olması ve demokratik hukuksal bir düzende hukuka başvurmaya hiç gereksiniminiz olmadan yaşamanızı dileğiyle...
31.01.2011, Pazartesi, saat 19.00

Not: Metin hızlı oluşturulmuştur, çıktı alınıp okunmasına zaman kalmamıştır, yazım yanlışları için affınıza sığınıyorum.